Salı, 23 Temmuz 2019
Anasayfa Etiketler Posts tagged with "teknoloji"

teknoloji

0 734

Tüm Markalara Uygulanabilen Traktör Kepçelerimiz
Tüm Markalara Uygulanabilen Traktör Kepçelerimiz Tüm Markalara Uygulanabilen Traktör Kepçelerimiz

0 486

Apple tarafından tanıtımına günler kala iPhone hakkında internette dönen görüntülere yenileri eklendi. Rus Rozetked adlı Youtube kullanıcısı tarafından servis edilen videoda iPhone 6′nın 4.7 inçlik modeli ilk kez bu kadar net görünüyor. Rozetked daha önce Samsung Galaxy S4 ve S5′in görüntülerini de yayınlamıştı.

0 529

Umbrella Here is a light that can be attached on an umbrella. It is controlled by a mobile app that tells people that this umbrella is available for sharing.

0 536

AKDENİZ Üniversitesi’nde 2011 yılında başlatılan araştırma ve geliştirme çalışmaları sonucu, nano teknolojik yöntemlerle akıllı gübre elde edildi. Nanoixir adı verilen bu gübre sayesinde, bitkinin Fotosentez hızı ve etkinliği artırılarak, bitkisel üretimde yüksek verim, ürün kalitesinde artış, tat ve aromada iyileşme, erken hasat ve depolamada süresinde artış sağlandı. AÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Numan Hoda ve Ar-Ge ekibi, bir yıl süren laboratuvar çalışmaları neticesinde, tarım sektöründe bitki beslemede devrim etkisi yaratacak ’nano gübre’yi elde etti. Dünyada henüz muadili ve benzeri bulunmayan ’akıllı gübre’ Nanoixir, iki yıl süreyle tarla ve seralarda denendi ve başarılı sonuç elde edildi. Doç. Dr. Numan Hoda danışmanlığında, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’nın (KOSGEB) Ar-Ge desteğiyle Atmosfer Laboratuvarı adlı firma tarafından başlatılan ’nano gübre’ üretim projesi, başarıyla tamamlandı. Proje sonucunda tarım sektöründe bitki besleme gübresi olarak kullanılabilecek 4 mikro elementin nano boyutta sentezlenip tarımda kullanılabilir hale getirilmesi sağlandı. Elde edilen nano bakır, nano çinko, nano demir ve nano mangan adlı nano-elementlerin tekli ya da çoklu karışımları değişik tarım bitkilerine başarıyla uygulandı. NANO GÜBRE İLE YÜZDE 25 ÜRÜN ARTIŞI Nano gübreyle yüzde 25’e varan ürün artışı elde edildiğini söyleyen Doç. Dr. Hoda, nano gübrenin, normal gübrelerde önerilen miktarın yüzde 1’i kadar uygulama yapıldığında normal gübreler kadar etkili olabildiğini vurguladı. Projenin işleyişi esasını anlatan Doç. Dr. Numan Hoda şu bilgileri verdi: “Projenin dayandığı asıl nokta, insanlar için kullanılan ilaçlarını yavaş salınım sisteminin, gübreye de uygulanarak bitkiye yavaş yavaş verilmesi ve bitkinin strese girmeden devamlı olarak aynı oranda element almasını sağlamaktır. Elementlerin nano boyutta ve yavaş salınımla bitkilere verilmesi, bitkilerde renk, koku, tat, kalibrasyon (ölçümleme) ve raf ömrü sorunlarına çözüm getirmektedir. Klasik gübrelerde olduğu gibi, yapraktan ya da damla sulamayla bitkiye başarıyla uygulanmakta. Rekoltede yüzde 25’e varan artış sağlamaktadır. Normal gübrelerde önerilen miktarın yüzde 1’i kadar uygulama yapıldığında normal gübreler kadar etkili olabilmektedir.” TARLA VE SERA DENEMELERİ BAŞARILI Proje sonunda nano-elementlerin açık tarlada ve serada tüm saha denemelerinin başarıyla tamamlandığını belirten Doç. Dr. Numan Hoda, “Ürünlerin yurt içi ve yurt dışı patent başvurusu yapıldı. Marka ve endüstriyel ambalaj izinleri alındı. Ürünler ’Nanoixir’ markasıyla piyasaya çıkmaya hazır. KOSGEB, projenin devamı olarak ikinci etap endüstriyel destek çalışmasını da destekliyor” dedi. DÜNYADA MUADİLİ VE BENZERİ YOK Dünyada bu ürünün muadili ve benzerinin olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Numan Hoda, sözlerini şöyle tamamladı: “Ürünler ilk defa ülkemizde sentezlenip, uygulanmıştır. İngiltere ve Hollanda’dan bazı firmalar ürünlerin haklarını satın almak ya da beraber üretimi için teklifler sundular. Fakat, Atmosfer Laboratuvarı’nın sahibi ve proje destekleyicisi Serhad Tümay ile böylesi bir ürünün yerli kalması gerektiğine karar verdik ve ancak yerli yatırımcıyla birlikte piyasaya çıkarmayı hedefledik.” kaynak:hurriyet

0 460

IBM’li bilim adamları küçük iyon akımlarını kullanarak, çipleri çalıştırmanın yeni yolunu keşfettiler. Atomik ölçek boyutlarını anlama ve kontrol edebilme yeteneği, günümüzün silikon bazlı bilgi teknolojileri yerine tamamen farklı ilkelere göre çalışan yeni malzemeler ve aygıtlar tasarlamanın önünü açıyor.
 
IBM, malzeme biliminde atom düzeyinde çığır açan bir inovasyon duyurdu. Bu buluş günümüzün silikon bazlı aygıtlarından daha az güç kullanacak silinmeyen yeni bir tip bellek ve mantık çipi sınıfı yaratacak bir zemin oluşturmaya aday.
 
IBM laboratuvarlarındaki bilim adamları mevcut yarıiletken aygıtları çalıştıran geleneksel elektrik yöntemi yerine küçük iyon akımlarını kullanarak, çipleri çalıştırmanın yeni bir yolunu keşfettiler. Bu küçük iyon akımları, insan beyninin çalışma şekli olan, olaya dayalı işleyiş biçimini taklit edebilen yüklü atom akışları olarak nitelendirilebilir.
 
Geçit elektrotu ve oksit kanalı üzerindeki IL damlacığıyla tipik iyonik sıvı (IL) geçitli aygıtın optik görüntüsü. Altın rengi koruyucu pedler, kablo bağlantıları aracılığıyla aygıtla temas kurmak için kullanılır. Sağda, kanalı (kahverengimsi sarı) ve altın elektrik kontaklarını (parlak sarı) gösteren aygıtın büyütülmüş görüntüsü bulunur. Kanalın sağ ve solundaki kontaklar, kaynak ve boşaltma kontaklarıdır. Diğer dört kontak, 4 tel direnci ve Hall ölçümleri için kullanılır.  (Kaynak: IBM)
 
Günümüzde bilgisayarlar genellikle CMOS süreç teknolojileriyle yapılan yarıiletkenleri kullanıyor ve uzun zamandır bu çiplerin her iki yılda bir performanslarının iki katına çıkacağı, boyutlarının küçüleceği ve maliyetlerinin azalacağı düşünülüyor. Ancak CMOS çiplerini geliştirmek ve inşa etmek için gereken malzemeler ve teknikler, hızla fiziksel ve performans sınırlarına yaklaşıyor. Dolayısıyla da, yüksek performanslı ve düşük güç tüketimli aygıtlar geliştirecek yeni çözümlere yönelik ihtiyaçların yakın dönemde ortaya çıkacağı öngörülüyor.
 
IBM’li bilim insanları, yalıtkan ve iletken haller arasında metal oksitlerin tersine çevrilebilir biçimde dönüştürülmesinin mümkün olduğunu gösterdi. Bu dönüştürme, oksit sıvı ara yüzlerindeki elektrik alanları kanalıyla oksijen iyonlarının eklenmesi ve kaldırılmasıyla sağlanıyor.
 
Yapısı itibariyle yalıtkan olan oksit malzemeler, iletken duruma dönüştürüldüklerinde IBM deneyleri, aygıta verilen güç kesildiğinde bile malzemelerin sabit metal halini koruduğunu kanıtladı. Silinmeyen bu özellik, yeni geliştirilen metotla çalışan aygıtları kullanan çiplerin verileri daha verimli ve sabit elektrik akımlarıyla depolayacakları ve aktaracakları anlamına geliyor.  Bu kalıcı özellik, bu yeni yöntemi kullanarak çalışan çipli cihazların verileri daha etkin ve olay-temelli olarak depolayabilecekleri ve kullanabilecekleri anlamına geliyor.  Böylece cihazlardaki metal hali korumak için sabit elektrik akımlarında tutulmasına gerek kalmıyor.
 
Malzeme biliminde atom düzeyinde çığır açan bu yeniliği değerlendiren IBM Türk Teknoloji Lideri Kıvanç Uslu açıklıyor: “Atom ölçeğinin boyutlarını anlama ve kontrol edebilme yeteneğimiz, günümüzün silikon bazlı bilgi teknolojileri yerine tamamen farklı ilkelere göre çalışan yeni malzemeleri ve aygıtları tasarlamamızı sağlar. Maddenin halini tersine çevrilebilir biçimde denetlemek için mevcut yük tabanlı aygıtlardan çok küçük iyon akımlarını kullanan aygıtlara geçmek, yeni tipte mobil cihazların ortaya çıkma potansiyelini de yaratıyor. Üç boyutlu yepyeni mimarilerde bu aygıtların ve kavramların kullanılması, bilgi teknolojisi sektörü açısından da çok önemli bir gelişmedir.”
 
Çığır açan bu yeniliğe ulaşmak için IBM araştırmacıları, yalıtkan bir oksit malzeme olan vanadyum dioksite pozitif yüklü iyonlu sıvı elektrolit uyguladılar ve başarılı bir şekilde metale çevirdiler. Orijinal yalıtkan durumuna döndürmek için negatif yüklü iyonlu bir sıvı elektrolit uygulanana kadar madde, metal halini korudu.
 
Uzun yıllardır metalden yalıtkana geçiş malzemeleri için metaller üzerine kapsamlı araştırmalar yapılıyor. Ancak, daha önce elde edilen sonuçların aksine IBM yoğun elektrik alanlarına maruz kaldığında oksit malzemenin durumundaki değişikliğin sebebinin metal oksitlere oksijen eklenmesi ve kaldırılması olduğunu ortaya çıkardı.
 
İletkenden yalıtkan duruma geçiş, daha önceleri sıcaklığın değiştirilmesi ya da dış basınç uygulanmasıyla gerçekleştirilmişti. Fakat her iki yöntemin de aygıt uygulamaları için uygun olmadığı görülmüştü.

0 472

Teknoloji destekli ekonomik büyümenin yeni amiral gemisi “Makineler Arası İletişim”, 25-26 Nisan tarihlerinde gerçekleşen Dünya M2M Kongresi’nde ele alındı.  Uluslararası M2M piyasasının önde gelen aktörlerini Londra’da buluşturan Kongre’de katılımcılar, M2M’in gelecek 10 yıla damgasını vuracak Teknoloji olduğu görüşünde birleştiler.
 
Türkiye’yi M2M teknolojisi ile tanıştıran Turkcell’in kısa sürede elde ettiği başarı, Kongre’nin ilgi odağı oldu. Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş, yaptığı sunumda, Turkcell’in M2M çözümleriyle sadece 2012’de ülke ekonomisine 1 milyar TL katkı sağladıklarını anlattı.
 
Türkiye’nin lider iletişim ve teknoloji şirketi Turkcell, 25-26 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen Dünya M2M Kongresi’ne ana konuşmacılardan biri olarak katıldı. Londra’da yapılan toplantıda, ülkelerin ekonomilerini, bireylerin yaşam, kurumların ise iş yapış biçimlerini değiştiren M2M teknolojisinin bugününe ve geleceğine dair analiz ve öngörüler paylaşıldı.
 
Türkiye’den Turkcell’in de katıldığı iki günlük Kongre’de Telefonica, Deutsche Telekom, Etisalat, Swisscom, Ericsson, Oracle gibi pek çok teknoloji devi, M2M konusunda attıkları adımları ve hedeflerini ortaya koydu. M2M alanında en kapsamlı ve itibarlı uluslararası etkinliklerin başında gelen Dünya M2M Kongresi’nden çıkan sonuç, ekonomiye sağladığı dev katkı ile bu teknolojinin önümüzdeki 10 yıla damgasını vuracağı oldu. 
 
Selen Kocabaş: Turkcell’in M2M çözümleriyle sadece 2012’de ülke ekonomisine 1 milyar TL tasarruf sağladık
 
Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Selen Kocabaş, Kongre’de yaptığı sunumda doğalgaz, su ve elektrik şebekelerinden tarıma, sağlıktan lojistiğe, tarihi eserlerin korunmasından deniz feneri ve trafik ışıklarının yönetilmesine ve nehir seviyelerinin takibine kadar sayısız alanda çözüm sağlayan M2M teknolojisini, Turkcell’in Türkiye’de gerçekleştirdiği uygulamalarla örneklendirdi. Kocabaş, toplantının ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
 
“Turkcell olarak her zaman kısa vadeli hedefler yerine vizyonumuzun gösterdiği yönde uzun soluklu hedefler belirlemeyi tercih ettik. M2M teknolojisine öncülük etmemizin arkasında da bu vizyoner bakış açısı yatıyor. 2012 yılında Türkiye’de ulaşımdaki yakıt tüketimi yaklaşık 60 milyar TL, trafik kazalarına yılda 4 bin kurban veriyoruz, enerji ithalatımız 60 milyar dolar, elektrikte kayıp-kaçak oranımız bazı bölgelerde %70’e varıyor, işlenmiş su kaybımız yaklaşık %50, tarla sulamalarının %15’i yağmur altında yapılıyor, kronik hasta sayımız 22 milyon; örneğin diyabetin devlete maliyeti yılda ortalama 13 milyar TL… Tüm bu sıkıntıların azaltılmasında M2M teknolojisi kritik bir rol oynuyor. Bugüne kadar Turkcell olarak bu alanda güzel adımlar attık. Son 4 yıldır M2M’e yaptığımız yatırımlar meyvesini verdi; yalnızca 2012’de 1 milyondan fazla Turkcell SİM kartlı makineyi konuşturarak ülke ekonomisine 1 milyar TL’den fazla katkı sağladık. Bundan 2 yıl önce Türkiye’de ilk kez M2M’e özel SIM kartımızı lanse etmiştik, geçtiğimiz yıl da yine Türkiye’de bir ilke imza atarak M2M Platformumuzu hayata geçirdik ve dünyada kendisine özel M2M Platformu geliştiren ilk 5 operatörden biri olduk. Bu sayede M2M müşterilerimize en kaliteli hizmeti sunabiliyor, milyonlarca M2M hattının daha etkin yönetilmesini sağlayabiliyoruz. Bugün için 32 farklı firmadan oluşan iş ortağı ekosistemimiz ile M2M pazarını her geçen gün büyütüyoruz. Bugün açıkça görüyoruz ki, mobil teknolojilerin sağladığı ekonomik büyümede en önemli rolü M2M oynuyor.”
 
Potansiyel 150 milyon cihaz
 
Kocabaş, açıklamasında Türkiye pazarında yaklaşık 150 milyon uzaktan yönetilebilir cihaz potansiyeli bulunduğu ifade ederek muhtemel tasarruf miktarının dev rakamlara ulaştığını belirtti:
“Bu bir hayal değil, tam tersine, şirketlerimizin rekabet gücünü yükseltmek ve kamu kaynaklarını verimli kullanarak ülke ekonomisine katkı sağlamak açısından kaçınılmaz bir gerçeklik. Türkiye’nin küresel rekabette fark yaratması için kamu ve özel sektörde M2M teknolojisinin kullanımı kritik önem taşıyor. Türkiye’deki potansiyel 150 milyon cihazı ağ üzerinde birbiriyle konuşturmak, ülke ekonomisine trilyonluk tasarruf imkânı sunabilir.”
 
M2M nedir?
 
Makineler Arası İletişim (Machine To Machine-M2M), cihazlara takılan özel bir simkart sayesinde, cihazların uzaktan izlenmesini, yönetilmesini ve birbiriyle iletişim kurabilmesini sağlayan bir teknoloji. Kullanım alanının genişliği ve iş modellerinde yarattığı değişiklikler nedeniyle M2M, hem bireylerin hem de şirketlerin hayatını ciddi biçimde değiştiriyor. Şu anda en önemli kullanım alanı haline gelmiş olan Araç Takibinin yanında Sağlık alanında Tıbbi Otomasyona ve akıllı ev aletlerine kadar sayısız alanda kullanılma potansiyeline sahip ve birçok alanda şimdiden kullanılmaya başlamış durumda. Sayaç okuma, lojistik, finansal hizmetler tarafında POS ve ATM’ler ve hatta yazarkasalar, tarım ve hayvancılık, güvenlik bağlantılı binalar M2M’nin yükseliş gösterdiği alanlar.
 
Turkcell’in makineleri konuşuyor
 
Yaklaşık 600 bin mobil POS, buzdolabı ve otomatta, 70 bin evdeki güvenlik sistemi ve klimada, 400 binden fazla araç, kamyon, tekne, tren, bisiklet ve helikopterde, 30 bin sera, çiftlik, kümes ve tarlada, 80 binden fazla sayaçta olmak üzere toplam 1,2 milyon makine şu anda Turkcell M2M Teknolojisi ile izleniyor ve yönetiliyor.
 
Turkcell’in ilginç M2M çözümlerinden örnekler
 
–          Akıllı Durak uygulamaları –          4000’e yakın trenin takibi –          Orman Bakanlığı’nın Türkiye çapında yangınla mücadele eden 4000’den fazla yangınla mücadele aracı –           Şehirlerarası yolcu taşımacılığı –          Tarihi eserlerin korunması –          Nehir seviyesi takip uygulamaları –           Akıllı Kavşak uygulamaları  
M2M’in geleceği
 
Sürekli çeşitlenmekte olan uygulama alanlarının yanında M2M, hızlı büyümesi ile de dikkat çekiyor. Dünyada 2011 yılında toplam GSM hatlarına oranı yüzde 2,3 olan M2M hatlarının oranı 2020’de yüzde 19’a yükselmesi bekleniyor. Türkiye’de M2M’a özel Platform ve SIM kart hizmetini ilk defa sunan operatör olan Turkcell şu andaki 1,2 milyon toplam M2M hattı ile bu alanda da liderliğini sürdürüyor. 2012 sonu itibariyle M2M’nin en önemli uygulama alanı olan ATM, POS’lar ve Yazarkasalar 2020’de yerini yeni sahiplerine bırakacak. 70 binden 1 milyona ulaşması beklenen Uzaktan Sayaç Okuma Uygulamaları ve Akıllı Şebekeler bu değişimde önemli bir rol oynayacak. Ancak daha büyük değişim, sağlık/tıp otomasyonunda olacak. Henüz başlangıç aşamasında olan sağlıkta kullanımının 2020’de 6 milyona ulaşması bekleniyor.  Özellikle şu anda şirketlerin en önemli sorunları arasında yer alan operasyonel verimliliği artırma konusundaki etkisi, M2M ile iş yönetimi arasındaki ilişkiyi daha ileri boyutlara taşıyacak gibi görünüyor.
 
M2M’in Türkiye’ye faydası
 
Makinler Arası İletişim, Türkiye’nin büyüme hedeflerine ulaşması için önemli bir araç haline gelebilir. Araçlarda, endüstride, enerjide ve evlerde M2M’in kullanılması ile pek çok faydanın sağlanması ve ekonomiyi olumlu yönde tetiklemek mümkün. 
 
Araç tarafında 17 milyon araç ve 4,4 milyon konteyneri kapsayan bir pazarda M2M uygulaması, yakıt tasarrufu, kontrol ve güvenlik ile kaza durumunda erişim sağlayarak operasyonel verimliliği artırma gücüne sahip.
 
Enerjide elektrik, gaz ve su için kullanılan 70 milyon sayaçta M2M’in devreye girmesi, kayıp/kaçak kontrolü, enerji kaynak planlaması ve çevre sağlığına pozitif etki olarak hem ekonomik hem sosyal anlamda fayda yaratacaktır. OECD raporlarına göre, enerjinin uzaktan takip edilmesiyle gelişmiş ülkelerde kayıp kaçak oranlarının yüzde 30 ve gelişmekte olan ülkelerde yüzde 38 azalması öngörülmüştür. OECD, bu gelişmelere paralel olarak karbon emisyon oranlarının da yüzde 5-10 mertebelerinde düşmesini beklemektedir.
 
Endüstride yer alan yüzbinlerce sera, on binlerce kümes ve çiftlik, yüzbinlerce kuyu, yüzbinlerce soğuk zincir, yüzbinlerce asansör ve milyonlarca POS cihazında M2M uygulamaları operasyonda verimlilik, uzaktan erişim ve yönetim ile raporlama ile planlama tarafında katkı yapacaktır. Bu katkı Türkiye’nin büyümesi için şirket bazında gerçekleşmesi gereken büyümenin zeminini oluşturmaya yardımcı olacaktır. Konutlardaki uygulama ise, son kullanıcıya daha yakından dokunacak ve buradaki adımların başarıya ulaşması için halkın katılımının sağlanması gerekecektir. 20 milyon konut ve 50 milyon beyaz eşyanın M2M ile tanışmasının sağlayacağı faydalar, güvenlik, verimli kaynak kullanımı ve çevreye duyarlı evlerin ortaya çıkması şeklinde olacaktır.

0 434

Makine, terin çıkması için kıyafetleri döndürüp ısıtıyor daha sonra çıkan buharı, yalnızca su moleküllerinin akışına izin veren özel tasarlanmış bir membrandan geçiriyor. Makine, Göteborg’da kullanılmaya başlandı. Ter suyundan içme suyu üreten aletin yaratıcıları, 1000’den fazla kişinin ‘başkalarının terini içtiğini’ söyledi. Üreticiler, bu yöntemle elde edilen içme suyunun musluk suyundan daha temiz olduğunu ifade ediyor. Makine, Unicef ’in tüm dünyada ‘780 milyon kişinin temiz suya erişiminin olmadığı gerçeğine dikkat çekmek’ için başlattığı bir kampanya için üretildi. Makinenin tasarımcısı ve üreticisi mühendis Andreas Hammar, bölge halkının televizyonlarda gördüğü bir isim. Televizyonda Teknoloji programı Mekatronik’i de sunan Hammar, ‘ter makinesinin’ en önemli parçasının, HVR adlı şirket ve İsveç Kraliyet Teknoloji Enstitüsü tarafından ortak üretilen yeni su artıma bileşeni olduğunu belirtiyor. Farkındalık yaratılıyor BBC’ye konuşan Hammar, “Bu tekniğe membrane damıtma deniyor. Goretex’e benzeyen ve yalnızca buharın geçişine izin veren, bakterileri, tuzları ve kıyafetin lifleri ile diğer cisimleri tutan bir madde kullanıyoruz” dedi. Hammar, ne kadar içme suyu elde edildiğini de şu sözlerle anlattı: “Uluslararası uzay İstasyonu ’nda da astronotların idrarı için kullanılan benzer bir alet var ama bizimkini üretmek daha ucuzdu. Üretilen içme suyu miktarı, kişinin ne kadar terlediğine bağlı. Bir kişinin tişörtünden genelde 10ml, yani bir ağız dolusu içme suyu elde edilebiliyor.” Makine, dünyanın en büyük gençler arası futbol turnuvası Gothia Kupa’sında sergilendi. Organizasyonu düzenleyen Stokholm merkezli reklam ajansı Deportivo’nun yöneticisi Mattias Ronge, makinenin Unicef için farkındalık yaratılmasına yardımcı olduğunu fakat yapabileceklerinin sınırları olduğunu söyledi. Göteborg’da havaların ‘çok kötü olması nedeniyle insanların beklediklerinden az terlediklerini’ belirten Ronge şöyle devam etti: “Biz de makinenin yanına egzersiz bisikletleri yerleştirdik, gönüllüler deliler gibi bisiklete biniyor. Buna rağmen, gereken ter miktarı üretilenden çok daha fazla. Makine de hiçbir zaman toplu üretime girmeyecek. Su Arıtma ilaçları gibi daha iyi çözümler var.”

0 450

Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Arpaç önderliğindeki ekip, yaklaşık 1 yıl süren çalışmalar sonunda esnek katlanabilir cam üretti. cep telefonu ve televizyon ekranlarıyla, bilgisayar monitörlerinde kullanılabilecek esnek katlanabilir cam için Alman Patent Dairesi’ne başvuru yapıldı. Mevcut teknolojiyle son zamanlardaki televizyon ekranlarının hafif esnetildiğini belirten Prof. Dr. Arpaç, fazla esnetilme durumunda camın kırıldığını söyledi. Kendi geliştirdikleri sistemde ise 1- 2 mikron kalınlığındaki cam filmi folyo üzerine uyguladıklarını, folyonun camın oksijen ve nem geçirgenliğini sıfıra indirdiğini, bunu OLED (Organik Işık Yayan Diyot) yüzeye uygulayıp rulo hale getirilebilen cam elde ettiklerini açıkladı. İstenildiği kadar esnetilse bile kırılma riski olmayan bu ürünün son dönemdeki elektronik cihazlarda rahatlıkla kullanılabileceğini kaydeden Prof. Dr. Arpaç, 3 Japon firmasıyla da görüşmelere başladıklarını söyledi. Prof. Dr. Arpaç, “Polimer yüzeyin oksijen ve nem geçirgenliğini sıfıra indirgediğimiz için bu camı televizyon ekranında ya da cep telefonu ekranında uygulayarak katlanabilir bir ekran yapabiliyorsunuz. Bu çok ileri teknolojiyle yapılan bir çalışma. Şu an elde ettiğimiz folyonun başlangıcı 1 santimetre ile başladı. Yavaş yavaş büyüttük, bugün A4 formatında bir ekran oluşturabiliyoruz. Şimdi bunun laboratuvar düzeyinden çıkıp fabrika düzeyine sokulması lazım” dedi. Dünyada bazı şirketlerin cam film çekmeye çalıştıklarını aktaran Prof. Dr. Arpaç, “Onların prototipinde esneme belli bir sınıra kadar olmakta. Bir ARGE çalışmasının pratiğe dönüştürülmesi 5 yıllık bir süreçtir. 5 yıl sonra ancak bunun fabrika düzeyinde üretimine geçme şansımız olabilir. Ama bizim arzumuz 1 yıl sonra geçmek. Ancak 5 yıl içinde geçilebileceği daha realist olarak görülüyor” dedi. Bu çalışmayla ilgili Alman Patent Dairesi’ne başvurduklarını da aktaran Prof. Dr. Arpaç, “Almanya’dan başlamak üzere diğer patentleri de alacağız. Genellikle bu tür ürünlerin müşterileri yabancı firmalar oluyor. Biz yerli bir firmayla çalışmak isteriz” dedi.

Sosyal Medya